baygınlık

-ğı is.
1. 失去知觉, 昏厥, 昏倒, 昏迷, 半死不活
2. 虚弱, 无力; 松驰, 无精打采
3. (由于饥渴而产生的)不适感: Yemek vaktıne doğru içinde bir baygınlık oluyor. 还没到吃饭时间他已经饥肠辘辘了。
◇ \baygınlık (lar) geçirmek 不省人事, 昏迷: Annesinin ölüm haberini alınca baygınlık geçirdi. 他一得到母亲的死讯就昏倒了。\baygınlık (lar) gelmek 1) 失去知觉, 昏厥, 昏倒, 昏迷 2) 虚弱, 无力; 松驰, 无精打采: Sıcaktan insana baygınlık geliyor. 天气热得人懒洋洋的。\baygınlıkından ayılmak 从昏迷中醒来: Kadın baygınlığından ayılınca önüne yiyecek içecek getirdiler, gönlünü aldılar. 等那女人一醒来, 他们又送来了吃喝, 宽慰她。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • baygınlık — is., ğı 1) Baygın olma durumu 2) tıp Duyumların durması, kan dolaşımının ve solunum görevlerinin duraklaması, vücudun kımıldanamaması vb. fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu Baygınlığım ne kadar sürdü bilmiyorum. A. Gündüz… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • baygınlık geçirmek — 1) bayılmak 2) mec. çok heyecanlanmak, telaşlanmak Annem, üç gün sonra, sevinç baygınlıkları geçiren Yahudi nin avucuna on altın sayıp yalvardı. Y. Z. Ortaç …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ayılmak — nsz 1) Sarhoşluk, baygınlık vb. bir durumdan kurtulmak, kendine gelmek 2) mec. Aklı başına gelip gerçeği görmek Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller ayılıp bayılmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • baş döndürücü — sf. 1) Şaşkına, serseme çevirici Bütün gücünü, kaynaklarını doğadan alan uygarlık, o kadar baş döndürücü bir hâl aldı ki doğa artık insanın altından kayıyor. H. Taner 2) Çabuklukta olağanüstü, aşırı 3) Baygınlık verici …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • baygıntı — is. 1) Baygınlık 2) İpek böceklerinin sindirim organlarında görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalık 3) Bu sebeple koza yapamama durumu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • baymak — nsz, ar, hlk. 1) Yiyecek baygınlık vermek, mideyi bulandırmak, midede ezinti yapmak 2) Aldatmak, kandırmak, etki altında bırakmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • plonjon — is., sp., Fr. plongeon Dalış Plonjon yapar, gol kurtarır, bu arada yaralanır, baygınlık geçirir. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • saka — 1. is., tıp, Ar. ṣaˁḳa Baygınlık, kendinden geçme durumlarına yol açan bir hastalık 2. is., Ar. saḳḳā 1) Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan kimse 2) Kırsal bölgelerde sulama işlerini düzenleyen ve denetleyen kimse Atasözü, Deyim ve… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • arız olmak — 1) bulaşmak, ilişmek Sana son zamanlarda bir dalgınlık arız oldu, farkında mısın, bilmem. A. İlhan 2) sonradan ortaya çıkmak Zaten aylardan beri yüreğine dertler, endişeler içinde garip bir baygınlık arız oluyor, yüreğinde bir erime, bir tükenme… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gözü (veya gözleri) kararmak — 1) başı dönmek, hafif baygınlık geçirmek Duvar tarafına doğru bir adım atarak evet cevabını veren Orhan ın gözleri gene kararıyordu. P. Safa 2) mec. umutsuzluğun veya aşırı bir isteğin etkisi altında ne yaptığını bilmez duruma gelmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • GAŞY-ÂVER — f. Baygınlık veren, bayıltan …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.